<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1892478868713862251</id><updated>2011-07-28T23:25:29.578+03:00</updated><title type='text'>Dedeye Bir Öpücük Ver!</title><subtitle type='html'>Müthiş bir beyin olan "Bastonlu", formdan düşmemek için çeşitli yazılar yazıyor. Çıkardığı işleri buradan takip edebilir ya da onunla tanışıp, ne kadar müthiş olduğunu  kendisine bizzat dillendirebilirsiniz.
Hoşuna gidecektir... Ne de olsa lanet ihtiyarın teki!</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://mupheminsani.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1892478868713862251/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mupheminsani.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Bastonlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05108162834584935822</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bdNqWonljwU/TEccABZOBZI/AAAAAAAAAAo/CgzLBgkJGzE/S220/bastonlu.png'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>5</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1892478868713862251.post-5541239044828600685</id><published>2011-04-17T18:33:00.000+03:00</published><updated>2011-04-17T18:33:16.634+03:00</updated><title type='text'>Prens William Doğmak</title><content type='html'>&lt;a href="http://princewilliam-wedding.com/wp-content/uploads/2011/04/prince-william-snubbed-421-0.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://princewilliam-wedding.com/wp-content/uploads/2011/04/prince-william-snubbed-421-0.jpg" width="196" /&gt;&lt;/a&gt;"Dünya üzerinde herkes eşit değildir." Bu oldukça yaygın bir sosyal görüş. Aksine kendimi inandırmak için oynadığım Polyannacılıklar bazen bana da fazla ucuz geliyor. Yani, biliyorsunuz işte, hepimiz birbirimizden öylesine farklıyız ki, bu bizi aynı zamanda nasıl eşit kılabiliyor bilemiyorum. Tanrı'nın bir oyunu mu diyebiliriz? En azından şunu diyebilirim ki: Prens William olmak fena olmazdı!&lt;br /&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Prince_William_of_Wales"&gt;Prens William&lt;/a&gt; hakkında fazla bilgim yok. Ay sonunda gerçekleşecek düğününün davetiyelerinin&amp;nbsp;Denizli'de imal edildiğinden haberdar olduk hepimiz. Peki esas soru şu; bir prens olmak nasıl hissettirirdi? Yani kaçınız buna cevap verebilir ki? Teorileriniz ile ilgilenmiyorum, gerçek bir prens çıkıp; 'Şöyle ve böyle' demediğine göre de beynimizi yormaya başlayalım. Prens olmak aslına bakarsanız pek de ilgimi çekmiyor, zaten "prens" kelimesi de oldukça itici ama bir hareketinizin tüm dünyada konuşulabiliyor olması, bir &lt;a href="http://galeri.uludagsozluk.com/46/bok_98531.jpg"&gt;halt&lt;/a&gt; olduğunuzun da belgesi sayılır. Yani en azından bir prens olmak fena olmazdı, diyorum ben. Peki prens olsam bugün ne yapardım? Muhtemelen bir video salonum olurdu, bir sinema salonum ve "süper" ses yalıtımlı bir stüdyom! Herhalde bir prense bu kadar imtiyaz sağlanıyordur. Sanırım William'a bu konuda bir mail atmalıyım... Eğer prens olsaydım, dünyevi dertlerle ilgilenen adam imajı yaratırdım herhalde. Kucağıma 3. dünya ülkelerinden getirilmiş birkaç çocuğu alır, fotoğraf çekinir, röportaj verirdim. William da muhtemelen böyle yapıyordur. Üstelik William'ın gece hayatında dilediğini yapabilmek için ekstra gayret gösterdiğini de düşünüyorum. Sonuçta &lt;a href="http://www.cnnturk.com/2011/dunya/03/07/kraliyet.ailesini.sarsan.skandal/609219.0/index.html"&gt;bunun gibi&lt;/a&gt; skandallarla başınız derde girebilir. Yani ben, dilediğim hayat kadını ile ilişkiye girebilirim. Muhtemelen kimse beni yargılamayacaktır. Sonra, filmlerde sık gördüğümüz adap kuralları var ve lüzumsuz, elit kesime hitap eden sporları da yapmak zorunda değilim. Ata binmek hariç! Ata binmek isterdim. Sanırım hala bir miktar Prens William olmak istiyorum...&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-1EMdS22WUbg/TasHEs5fMZI/AAAAAAAAAB8/33hQe6A0HnE/s1600/article-0-024937E700000578-603_468x413.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="170" src="http://2.bp.blogspot.com/-1EMdS22WUbg/TasHEs5fMZI/AAAAAAAAAB8/33hQe6A0HnE/s200/article-0-024937E700000578-603_468x413.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;Sanırım Prens William olmanın en berbat yanı, evlendirilmek zorunda olmak. Yanlış hatırlamıyorsam, William(ve yanı başındaki "akbabalar"; &lt;a href="http://img.mynet.com/ha3/e/elizabeth.jpg"&gt;bunun gibi&lt;/a&gt;) halk arasından beğendiği birini seçebiliyor gelin olarak. Eğer yanılıyorsam da, yine seçeneğinin fazla olmadığı gerçeği var ve evlendirilecek olması gerçeğinin yanında hala küçük bir detay gibi kalıyor. Yine de Prens William şanslı sayılır. Yani, &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Kate_Middleton"&gt;şuna bir bakın!&lt;/a&gt;&amp;nbsp;Sanırım hala biraz Prens William olmak istiyorum...&lt;br /&gt;Prens William olup olmamak arasında kalmış durumdayım. Kendimi herhangi birine ikna edemiyorum.Yazımı, Prens William'a seslenerek bitiriyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili William,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tebrikler. Davetiyelerden birini kapıp geliyorum. Umarım düğünde birçok genç nedime vardır. Götlük etmeyip, bir iki tanesi ile beni tanıştıracağını farz ediyor ve hediye olarak sana bir paket Kamelya Çayı getiriyorum. Oyun salonun dağınıksa, şöyle hizmetçilere bir toplattır. PES'de seni oraya gömmeye geliyorum kanka! Hadi yengemi öp benim için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler&lt;br /&gt;Müphem İnsanı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1892478868713862251-5541239044828600685?l=mupheminsani.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mupheminsani.blogspot.com/feeds/5541239044828600685/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mupheminsani.blogspot.com/2011/04/prens-william-dogmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1892478868713862251/posts/default/5541239044828600685'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1892478868713862251/posts/default/5541239044828600685'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mupheminsani.blogspot.com/2011/04/prens-william-dogmak.html' title='Prens William Doğmak'/><author><name>Bastonlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05108162834584935822</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bdNqWonljwU/TEccABZOBZI/AAAAAAAAAAo/CgzLBgkJGzE/S220/bastonlu.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-1EMdS22WUbg/TasHEs5fMZI/AAAAAAAAAB8/33hQe6A0HnE/s72-c/article-0-024937E700000578-603_468x413.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1892478868713862251.post-5273373679989535841</id><published>2010-09-15T01:33:00.001+03:00</published><updated>2010-09-15T01:35:01.781+03:00</updated><title type='text'>Peki Sen Bokum Musun?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_bdNqWonljwU/TF1vNaa5MrI/AAAAAAAAABg/3tGnDGhaOGY/s1600/mister-hankey-the-christmas-poo.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://2.bp.blogspot.com/_bdNqWonljwU/TF1vNaa5MrI/AAAAAAAAABg/3tGnDGhaOGY/s200/mister-hankey-the-christmas-poo.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bir anekdot ile başlayalım isterim çünkü kafanız başlık yüzünden karışmış olabilir ya da beklentileriniz farklıdır vs... Bir netleştirelim önce olayı. Geçen günlerden birinde, sıkışmışım tuvalet ihtiyacı duyuyorum. Doğruca malum yere gittim, oturdum tuvalete zart zurt sıçacağım... Ama o da ne! Bir böcek gördüm tuvalette, geç saat ya, bunlar geç saatte çıkıp dolaşır ya(Gece biz sıçtıktan sonra artıkları mı yalıyor sapıklar artık bilemedim), bir baktım geziniyor kendi başına. Ben de zaten evde gezinen börtü böceğe kılım... Neyse; bunla bakışıyoruz biz, ben de sıçmak için bekliyorum resmen. "Üzerine sıçarım lan senin" fikrini hemen uyguladım ve aldım bunu, attım tuvaletin deliğine. Sifon sesinden sonra, tatlı bir rahatlık çöktü üzerime ve günü kurtarmış olmanın hissi ile ayak yolundan ayrıldım.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;Peki dikkat ettiğiniz mi? Tüm bu hikayede bir "bok" kelimesi bile geçmedi ve ne kadar renksizdi. Halbuki şöyle anlatsaydım: 'Bokumun içine karıştıktan sonra, tatlı bir rahatlık çöktü üzerime ve boku kurtarmış olmanın hissi ile bok yolundan ayrıldım.' Daha komik olmaz mıydı? Kendime sansür uygulamanın neresi eğlenceli ki? Peki ya televizyon? TV'de ya da başka resmi kuruluşta neden "bok" kelimesi yasaklanmış durumdadır? Oysa halk arasındaki yaygın kullanımı ile dillerde uzun zamandır varlığını sürdürmüş bu kelime, birileri tarafından istenmiyor mu? Elbette tüm bunları tuvalete otururken düşünmedim, üzerine araştırma da yaptım. Google'a "tvde bok diyen adam" dedim ve arattım ancak bana '"tv de bok yiyen adam" mı demek istediniz?' dedi. Gerçekten bok yiyen adamlar var mıydı? Kafamda çok fazla soru işareti vardı ve tüm cevaplar o yılan görünümlü tuhaf şeyde gizliydi. Acaba bu mistik &lt;a href="http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:py9-S7zQrtPKZM:http://i77.photobucket.com/albums/j71/sonny88_2006/shit.jpg&amp;amp;t=1"&gt;şekli yüzünden&lt;/a&gt; mi toplum içinde saygı görmüyordu? Belki de benimle aynı kaygılara sahip kimseler bu yüzden boku bir simge haline getirecek şeyler(&lt;a href="http://www.tiklak.com/Etiket/bok-belgeseli"&gt;Hakkında belgesel&lt;/a&gt; ya da &lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=mr.%20hankey"&gt;bir TV şovunda karakter&lt;/a&gt;) yaptılar. Tüm araştırmalarım sonuçsuz kalıp, "tvde bok diyen adamı" bulamayınca, bir şey gözüme takıldı. Boku gerçekten "öcü" yapan şey kendisi değil, onu meydana getiren insanın ta kendisi idi. Bu korkunç gerçeği çeşitli gerekçelerle savunabiliriz. Ben görsel&amp;nbsp;ögelerden&amp;nbsp;yararlanarak bunu yapacağım ve şimdi&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.marlerblog.com/uploads/image/cow_shit.jpg"&gt;bu resme&lt;/a&gt; odaklanmanızı rica ediyorum. Götün büyüklüğü sizi yanıltmasın. O sadece bir hayvan götü ve çıkardığı ise sadece bir bok! Peki neden aynı etkiyi &lt;a href="http://www.icbe.org/blog/wp-content/images/chickontoilet.jpg"&gt;bu resimde&lt;/a&gt; yaşamıyoruz? Abla hoş bir kadın olduğu için mi? Ya da resimde hiç bok olmadığı için mi? Hayal edin! Deminki resimle bunu bir araya getirin!(O hayır! Bunu da sizin için ben yapamam lütfen!) Yaptınız mı? Olmadı mı? Olmaz. Çünkü beyin bize diyor ki; "O harikulade kadın, gerçekten de kıçından bok çıkarıyor olamaz! İmkanı yok, o sıçmıyordur! Yok yok olmaz!"&lt;br /&gt;Halbuki gerçekler her zamanki gibi oldukça acı ve kimse bu gerçeklere çıplak gözle bakacak kadar cesur değil. Halbuki o kadın sıçıyor ve hemen sonra sifona asıldığı gibi tüm pisliklerinin göz önünden kaybolmasını sağlıyor. Hele de tuvalet kokusu kullanıyorsa, biz o kadının evini ziyaret ettiğimizde "Ne kadar hoş kokuyor, pek de cici, aman da sen sıçamazsın, aman senin ağzın mı var, burnun mu var, sen buraya işedin mi ki?" gibi saçma tavırlara gireceğiz. Oysa bu kadın o klozete "zart zurt" sıçtı. Biliyorum &lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=sevgiliyi%20s%C4%B1%C3%A7arken%20izlemek"&gt;ilişki bitirecek şeyler bunlar&lt;/a&gt;&amp;nbsp;ama kadın oraya "zart zurt" bıraktı yani, gerçek bu. Gerçek mi istiyorsun? Al sana gerçek! Gerçek bu kadar yakınımızdayken onu görmezden gelmek ahmaklık olur, bu yüzden bokun toplumda daha iyi yer edinebilmesi için, onu sevimli kılmak ya da sevimli bir şey ile yan yana koymak mümkün olabilir. Mesela &lt;a href="http://www.southdacola.com/blog/wp-content/uploads/2009/08/pics_shit-sandwich.jpg"&gt;bu reklamı&lt;/a&gt;&amp;nbsp;ele alalım. Bence tüm billboardları süslemeli! Elbette küçük kızın onu yiyecek gibi bakması ayrı bir tartışma konusu yaratacaktır ama mesele şu ki: Bırakalım bok sempatik olsun! Yıllardır süre gelen sevimsiz, mide bulandırıcı yanından kurtulsun. O buna mahkum olmak zorunda değil, hele de bizim bir parçamızsa hiç değil! Oyuncakları üretilsin, bebekler ayı yerine &lt;a href="http://www.dealextreme.com/productimages/sku_14559_1.jpg"&gt;peluş boklara&lt;/a&gt; sarılıp yatsın. Bok şeklinde yiyecekler üretilsin; "Bok ye emi!" ifadesi reel bir değer kazansın. Bakın tekrar diyorum: Eğer boklara gereken değeri göstermezsek yakında çok korkunç sonuçlara katlanmak zorunda kalabiliriz. &lt;a href="http://www.sixthseal.com/archive/April2005/shit_water_slide_shit.jpg"&gt;Bir araya gelip&lt;/a&gt; bizi bok içinde bırakacak planlarını uygulamalarına göz yumamayız!&lt;br /&gt;Eğer tüm bu sözlerimi duymazdan gelecekseniz, size eninde sonunda ne olacağını anlatayım. &lt;a href="http://emethhesed.com/pics/berith/2007-01-13-super-soupy-poopy.jpg"&gt;Bunu görüyor musunuz?&lt;/a&gt;&amp;nbsp;İşte bu manzara ile karşı karşıya kaldığınızda, muhtemelen bokunuzdan o kadar da tiksinmeyeceksiniz. Ne de olsa o sizin bokunuz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözün özü; atalar demiş ki: Ölüyü fazla yıkarsan, ya osurur ya sıçar. Hadi selametle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1892478868713862251-5273373679989535841?l=mupheminsani.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mupheminsani.blogspot.com/feeds/5273373679989535841/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mupheminsani.blogspot.com/2010/09/peki-sen-bokum-musun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1892478868713862251/posts/default/5273373679989535841'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1892478868713862251/posts/default/5273373679989535841'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mupheminsani.blogspot.com/2010/09/peki-sen-bokum-musun.html' title='Peki Sen Bokum Musun?'/><author><name>Bastonlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05108162834584935822</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bdNqWonljwU/TEccABZOBZI/AAAAAAAAAAo/CgzLBgkJGzE/S220/bastonlu.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_bdNqWonljwU/TF1vNaa5MrI/AAAAAAAAABg/3tGnDGhaOGY/s72-c/mister-hankey-the-christmas-poo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1892478868713862251.post-6852238980348444608</id><published>2010-07-31T03:40:00.010+03:00</published><updated>2010-09-13T03:07:14.113+03:00</updated><title type='text'>'All Hail to the Satoshi!'</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:W4RDjIgxdrjngM:http://static.funnyjunk.com/pictures/633764680411566265_geodude0.jpg&amp;amp;t=1" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="149" src="http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:W4RDjIgxdrjngM:http://static.funnyjunk.com/pictures/633764680411566265_geodude0.jpg&amp;amp;t=1" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;Senesini hatırlamıyorum...Komşunun evindeyiz, ATV'de şöyle bir reklam dönüyor; 'Çocuklar! Dünyayı kasıp kavuran Pokémon fırtınası ATV'ye geliyor!' Tam televizyonun önündeyim, çökmüşüm yere "Hssktr" bakışı atıyorum. Biliyorum bu şey benim hayatımı tamamen değiştirecek. Neyse, gerisini biliyorsunuz... Bir çoğumuz(Dalga mı geçiyorum! Hepimiz ulan hepimiz) tvde pokémon yayınlandıktan sonra, onunla yatar kalkar oluvermişti. Tasosuydu kartıydı, bir garip fenomen olmuştu ülkemizde. Hatta sahip olamadığım pokémon kartı hala içimde bir uktedir. Biri bir gün gelip; "Al lan! Al sana &lt;a href="http://koti.phnet.fi/bast/pokemon/card_charizard.jpg"&gt;o pokémon kartı&lt;/a&gt;. Bu muydu bu kadar ağladığın" dese, yemin ediyorum ona pek çok(?) muameleyi yaparım yani. Gözümde pek ulu bir şahsa dönüşür öyle diyeyim. Ya da takas da yapabiliriz, elimde &lt;a href="http://pokemon.marriland.com/images/cards/dp/big/dp_11_palkia.jpg"&gt;çok güzel bir kart&lt;/a&gt; var, ona göre!(Bu arada, eğer arkadaşlarınızla Pokémon TCG oynamadıysanız, koca bir eğlenceyi kaçırdınız. Biliyorum, gücü yetmeyenler için lüks bir oyundu, aynı &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Pok%C3%A9mon#Pok.C3.A9mon_Oyunlar.C4.B1"&gt;Gameboy oyunları&lt;/a&gt;&amp;nbsp;gibi)&lt;br /&gt;Yan sokakta, vaktini pokémon kartları biriktirmek ile geçiren ve süperkulade bir koleksiyona sahip olan komşularım sayesinde pokémon oyunları ile tanıştım ve o esnada, elbette animeyi de takip ediyorum netten falan, kopmamışım. Millet; "Ash'e ne oldu lan? Usta oldu mu? Çarizort söz dinliyor mu artık?" diye hala merak ederken ben, Ash'in Charizard ile Articuno'ya karşı verdiği mücadeleyi izlemişim, hakkında inceleme yazıyorum ki, edindiğim yeni ortamda şeklim olsun, bölümü izleyemeyenler sayemde bölümün&amp;nbsp;resimleri ile&amp;nbsp;izlemiş kadar olsun, yazdıklarımla akıllarında canlandırabilsinler. Halbuki yarısı sıkmaca idi, Japonca idi bölüm. Nereden anlayayım o zaman, anime de izlemiyorum tek tük duyarak çevireyim... Neyse gel zaman git zaman, lise okuyorum artık, Ash Sinnoh'a(Ash'in katılacağı 4. Pokémon Ligi'nde, giriş için gerekli olan nişanların edinilebildiği bölgedir) gitmiş yepyeni pokémonlarla tanışmış inek, baktım olmuyor, kesmiyor... Bıraktım. Bırakmak o bırakmak ama! &lt;b&gt;Anime&lt;/b&gt; izliyorum artık, LEVEL UP olmuşum! Aslında derinde bir yerde pokémona çok şey borçluyum, öyle hissediyorum sanırım, çünkü bugün olduğum yerde çok emeği vardır onun. Yani izlemiş olmamın. Pokémona insan muamelesi yapmak hayli korkutucu biliyorum... Sizler de biliyorsunuz ki&amp;nbsp;pokémon,&amp;nbsp;ülkemizde ve dünyada çeşitli sebeplerden dolayı yayından kaldırıldı. Bunda &lt;a href="http://kanime.narod.ru/pokemon/images/James_breasts.jpg"&gt;James'in memelerini avuçlamasının&lt;/a&gt; da payı var, &lt;a href="http://kanime.narod.ru/pokemon/images/Pikachu_seizure-2.jpg"&gt;Ash'in virüs olup çocukları komalık etmesinin&lt;/a&gt;&amp;nbsp;de(!)... &amp;nbsp;Bu iki bölümün dışında yasaklanan bir iki bölüm daha vardır ama onlar Amerikalıların kuruntularından başka bir şey değildir kanımca. Sadece "&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Pok%C3%A9mon_(anime)#Electric_Soldier_Porygon"&gt;Electric Soldier  Porygon&lt;/a&gt;" hakkında bir şey söylemek isterim: Bir televizyonculuk rezaletidir, sadece animasyonla sorumlu kişilere bok atmamak lazım, yapılan ihmal, sayısız çocuğu hastahanelik etmiştir...&lt;br /&gt;Pokémon'un bir hastalık olduğunu, pek çokları gibi ben de kabul ediyorum. Bunu nasıl mı kanıtlarım? Kolay! İşte size tazecik bir örnek: Geçen günlerin birinde, benim gibi pokémon hastalığı geçirmiş bir sanal arkadaşım; "Hey hey! Bak ne diycem" dedi ve beni benden aldı bir anda. Pokémon bir kanalda Türkçe olarak yayınlanıyordu ve yayınlanan bölümler oldukça yeniydi! Şok geçirdim başta, kötü oldum. "Pikaçu~u!" diye çığlığı basıp kendini camdan atan, canını oracıkta veren çocuk geldi aklıma, 1 dakikalık saygı duruşuna geçtim. O da neydi öyle! Nasıl olurdu bu! Hangi kanaldı! Tüm soruların cevaplarını aldım ama kafamdaki soru işaretleri hala oldukları yerden bana bakıyorlardı. Yine de sorun değildi çünkü tüm heyecanımı, o açlığı bastıracak gelişme, arkadaşım tarafında açığa çıkmıştı: Yayınlanan bölümleri ripleyen bir insancık vardı ve o bölümleri biz de Türkçe izleyebilecektik. "Çüş" idik, "Oha" idik o an. Ve akabinde öyle de oldu. Kursu ektiğim bir çok sabah, oturdum bilgisayarın karşısına(aslında DVDye çekip, tvde de izlenebilir... bu aklıma gelmemişti. Seni gidi hınzır seni), yaptım kahvaltımı, hüplettim çayımdan ve efsane resmen geri döndü! Dublaj çok ucuzdu, kadife sesli "Narrator Amca" bile değişmişti, gündüzleri esrar çeken bir adam haline gelmişti resmen ya da benim gözümde öyle canlanmıştı işte. Ama yine de Türkçeydi bölümler, yaşasındı, yuppiydi... Peki nereye&amp;nbsp;mi bağlayacağım bunu? Yirmi(22) yaşında adama, hala&amp;nbsp;pokémon izlettirebilen fenomenin arkasındaki beyin,&amp;nbsp;Tajiri Satoshi'ye&amp;nbsp;tabii ki! Adam bir canavar. Yani projesine bu kadar inanıp sonra da&amp;nbsp;hayalini&amp;nbsp;gerçeğe dönüştüren bir deha, elbette&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://archives.bulbagarden.net/media/upload/6/68/Satoshitajiri.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://archives.bulbagarden.net/media/upload/6/68/Satoshitajiri.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;övgüyü hak ediyor. Her ne kadar &lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=pokeimam"&gt;İmam'ın&lt;/a&gt; hoşlanmadığı bir iş yapmış olsa da bence herif bir dahi ve henüz potansiyelini tam olarak kullanmıyor! Neden mi? Yüzlerce pokémonu uydurduktan sonra, oyunlar, filmler, diziler(anime vs.) ve bilumum &lt;a href="http://kanime.narod.ru/pokemon/images/net-pokemon.jpg"&gt;gereksiz şeyler&lt;/a&gt;&amp;nbsp;yaratıp sonra durmak bence sadece her hangi bir insanın yapacağı türden bir şeydir.&amp;nbsp;Bence Satoshi, sen öyle değilsin! Sen yapabilirsin! Neyi mi? Elbette "Uluslararası Pokémon Tarikatı'nı", neyi olacak! Nasıl olacak izah edeyim kısaca: Abi(Tajiri Satoshi), geçecek cemaatin karşısına; "Ey sevgili inananlarım..." diyecek, sonra başlayacak her hafta bir pokémonun özelliklerini, yaşam şartlarını, zayıf noktalarını, nasıl evrim geçirdiğini ve sevdiği şeyleri vs. anlatmaya... Ne de güzel olmaz mı? Tapan olmaz mı sandın? Olur! Bal gibi de olur, hele bir çıksın o meydanlara, çıksın anlatsın o şukela, sevimli tipiyle... Giysin, boğazına kadar iliklesin gömleğini, alsın yanına Pikachu'yu, sabahları TRT Çocuk'da anlatsın pokémonun nelere kadir olduğunu, olmaz mı! Sen ne sandın Satoshi'yi! Dinli lider de olur, Amerikalara da kaçar. Yapamaz mı! Japonu küçümsemeyeceksin, küçümsemek her zaman kaybettirir arkadaş, bunu söylerim ben. Amerikan ne de güzel özetlemiş, gerçekleri göz önüne sermiş "&lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=chinpokomon"&gt;Chinpokomon&lt;/a&gt;" ile... Bizler de her zaman tetikte olmalı, her zaman korkmalıyız Japondan...&amp;nbsp;Baskıcı hükumetin direnmelerine rağmen hala bu gençlik Türkçe pokémon izleyebiliyorsa bu ülkede, o vakit Japonun gücünü göz ardı etmek ahmaklıktır...&lt;br /&gt;Bu bilimsel hipotezimden sonra son olarak değinmek istediğim şey şudur ki; Pokémonun benim üzerimdeki etkisi, getirip götürdükleri henüz net değil. Yani dedim ya, pokémon sayesinde bugün tanıştığım bir çok insan ile tanıştım ve tanışmaya devam ediyorum. Peki sonu ne mi olacak? Hep beraber göreceğiz ancak pokémonun hayatlarımız üzerindeki etkisinin, bir sonraki nesil üzerinde de süreceği şimdiden belli oluyor. Çünkü Satoshi zengin biri ve henüz yeterince zengin olduğunu düşünmüyor sanırım. Gençlerin önünü açtığı sürece, benim açımdan bir sorun olmasa da, eğer beni nüfusuna geçirirse o zaman işler değişebilir! Ya da beni evcil hayvanı veyahut "pokémonu" olarak besleyebilir de, hiç fark yapmaz! &lt;a href="http://farm3.static.flickr.com/2532/3766531474_8ba46ae6b4.jpg"&gt;Dilediği pokémonun kılığına&lt;/a&gt; girer o sesleri bir bir çıkarırım. PokéTopa girmek konusunda emin değilim ama pokétoptan bir kulübe de fena fikir değil hani, ilginç(!) bir deneyime benziyor... Sonuç olarak: Çocuklarınızı tutabiliyorsanız bu hastalıktan uzak tutun! Çünkü hayatlarını derinden etkileyebilecek bir metafordur ve takip etmek için yığınla para gerektirir ki ailenin ekonomisi için pek zararlıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1892478868713862251-6852238980348444608?l=mupheminsani.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mupheminsani.blogspot.com/feeds/6852238980348444608/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mupheminsani.blogspot.com/2010/07/all-hail-to-satoshi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1892478868713862251/posts/default/6852238980348444608'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1892478868713862251/posts/default/6852238980348444608'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mupheminsani.blogspot.com/2010/07/all-hail-to-satoshi.html' title='&apos;All Hail to the Satoshi!&apos;'/><author><name>Bastonlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05108162834584935822</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bdNqWonljwU/TEccABZOBZI/AAAAAAAAAAo/CgzLBgkJGzE/S220/bastonlu.png'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1892478868713862251.post-5200888829566532439</id><published>2010-07-23T00:24:00.009+03:00</published><updated>2010-07-23T00:44:27.642+03:00</updated><title type='text'>Çıplak Ayaklar</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_bdNqWonljwU/TEi28rRVKbI/AAAAAAAAABY/DBqMHae9yyY/s1600/W020040524414062130690.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://2.bp.blogspot.com/_bdNqWonljwU/TEi28rRVKbI/AAAAAAAAABY/DBqMHae9yyY/s200/W020040524414062130690.jpg" width="178" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Sıcak bir temmuz gecesi düşünün. Yeterince sıcak koltuğunuzda oturuyor ve havanın ne kadar sıcak olduğundan yakınıyor, hatta bu çemberi genişletip etrafınızdaki insanları da ne kadar sıcak olduğu ile ilgili gereksiz bir hatırlatma ile boğuyorsunuz. Gerçekten sıcak... Sıcak kelimesi bu havalarda pek de rahatsız edici öyle değil mi? Sıcak. Sıcak. Sıcak... Hissetmiyor musunuz? O halde, kuvvetle muhtemel bulunduğunuz odada bir klima var elektrik saati vızır vızır dönüyor... Peki; Tüm bu sıcak saçmalığı psikolojik olarak sizi havaya sokmak içindi. Çünkü benim über-şukela bir hayalim var. Sürekli bunu düşünüyorum, hiç aklımda çıkmıyor. Ne mi bu? Elbette şu: Tüm insanlık kıyafetlerini bir an önce çıkarmalı! Ciddiyim, 21.yy insanları olarak artık yeni bir şeyler yapmalıyız, yeni bir çağ ve yeni bir görünüm... Elbette şu bilim-kurgu filmlerindeki garip-guraba kıyafetleri giyeceğimizi düşünmüyorsunuz değil mi? Aslında moda, bize sonunda bunu da yapacaktır ama muhtemelen "moda" deyip biraz eski biraz yeni, yeniden bugünün ya da daha öncesinin modasını bizlere yedirmeye çalışacaktır. Her neyse, sizlere "soyunmamız gerektiğinin" gerekçesinizi izah edeyim.&lt;br /&gt;Önce biraz geriye gidelim. Hazır olun çünkü klişe bir örnek geliyor... Neden çıplak doğuyoruz bir fikriniz var mı? Doğru! Çünkü annemiz, karnında bize pek çok olanak sağlayabiliyor. Ama giyecek bir şeyler veremiyor. Kafamızı sokacak bir yuva, sınırsız yiyecek ve sıçma derdi bile yok, neredeyse mükemmel. Ama giyecek bir şeye ihtiyaç duymuyoruz. Peki neden doğar doğmaz bebekleri bir şeye sarma ihtiyacı duyulur? Bebeği korumak için mi? Saçmalık! Size neden olduğunu söyleyeyim; Korkuyoruz! Ta bebeklikten itibaren, insanların yeniden çıplak gezecekleri günün gelmesinden ölesiye korkuyoruz. Bu yüzden ta bebekken bir şeye sarılıyor ve bir türlü çıplak kalmamıza izin verilmiyor. Bundan bıkmış biri olarak ne yapmamız gerektiğinden bahsetmek istiyorum.&lt;br /&gt;Önce hayal edin; Evden çıkmışsınız ve gitmeniz gereken yer neresi ise oraya doğru yola koyulmuşsunuz. Hava oldukça sıcak ve tek bir bulut bile yok. Yürümeniz neredeyse imkansız bu yüzden bir otobüse biniyorsunuz. Ama o da ne! Bıyıklı Otobüs şoförü çırılçıplak ve hala otobüse binmediğiniz için de acayip sinirli. Suratınıza doğru tükürmek suretiyle size bağırıyor ancak bir sonraki otobüsü de beklemek istemiyorsunuz, o yüzden içeri atlıyorsunuz. Bir yer beğenip oturacaksınız ama her yer dolmuş bile. Ayakta kalmışsınız ve manzaranın uygun olduğu bir yere yürüyorsunuz. Bu belki iri yapılı bir oğlan ya da şöyle iri göğüslü bir genç kız... Cinsel tercihlerinizin tercümanı olamayacağım için bu kısmı atlıyorum. Otobüste bir göz ziyafeti çektikten sonra bütün gününüzü geçireceğiniz kalabalık yere girdiniz ve şanslı iseniz tüm gün ziyafete devam ettiniz. Dönerken de bu olaylar tekrar edecektir. Tamam biraz da mahrem katalım bu işe, mesela; Arkadaş ortamındasınız ve kızların(ya da erkeklerin) ne zaman geleceğini bekliyorsunuz. Ya da çoktan buluştunuz ve gözünüzü karşı cinsinizden(eşcinseller şeyimi yalabilir, onları bu örneğe dahil etmiyorum) alamıyorsunuz. Tabii bir saate işe koyulacaksınızdır ama hala aynı ortamdaysanız artık yavaşça ronta yatacaksınız çünkü etrafınızda başka kimseler de olacak. Peki bunlar rutuni bağlayınca sıkılacağınızı mı sanıyorsunuz? Hayır. Hiç de sıkılmayacaksınız çünkü bu ideanın bir başlangıç ve bitiş noktası var. Şimdi gelin biraz bilimsel hesaplama yapalım. Bir yıl boyunca en uzun gün ve en uzun geceyi yaratan şey nedir? Dünya düzleminin yörünge eksenine 23°C eğik olması, evet! Akabinde mevsimler ve gece gündüz gibi şeyler oluşuyor ya da benzer bir şey. Coğrafyam hiç bir zaman iyi olmadı. Ama sonuç olarak bu durum bize, en uzun günü ve en uzun geceyi veriyor. Peki hangi tarihler bunlar? 21 Haziran ve 21 Aralık. Haziran ve Aralık ayları arasında kaç ay bulunduğunu hesapladığımızda, çok şaşırtıcı bir sonuç bekliyor bizleri çünkü cevap aynı: Beş! Evet, bu beşer aylık iki dönemi ortandan ikiye bölersek Mart ve Eylül aylarına ulaşmış oluyoruz. Tam bir tarih belirtmek inekce olacağından, en uzun günü ve geceyi bulan amcalara hürmeten, tarihi: "21 MART ve 21 EYLÜL" olarak belirledim. İşte bu tarihlerde insanlar kıyafetlerini çıkarıp, geri giyecek. Böylece insanlar her yıl bu dönemi heyecanla beklerken, yaklaşan sıcaklara karşı da acayip bir önlem almış olacaklar...&lt;br /&gt;Elbette bu durumun yan etkileri olacaktır, bu yüzden bir takım önlemleri de beraberinde hayata sokmalıyız. Mesela, sıcaklardan yanan omuzlarımız için daha fazla güneş kremi. Bence güneş yağı sektörünün daha fazla ilgiye ihtiyacı var. Ve elbette yolda yürürken, yüksek sıcaklığa dayanamayıp isyan edecek ayaklarımız. Onları da düşünmeli ve parmak arası terliklere bir şans daha vermeliyiz. Biliyorum, gerçekten de gay işi ama bir çok heteroseksüel erkek çoktan olayı kabul etti. Ve son olarak; Olayın biraz da ailevi durumuna göz atmalıyız. Yeni evlisiniz ve evde sıcaklar dolayısıyla çıplak gezen bir çocuğunuz var. Çocuk daha 2-3 yaşında ve acayip sevimli. Peki ya ergenlik dönemine geldiğinde? İlkokul çağında soracağı soruları hesaba katmıyorum bile! Ama ergenliğine girdiğinde ve cinsiyetini keşfettiğinde artık yapılacak bir şey kalıyor: Çocuğu evden atmak. Evet, gördüklerinden etkilenip, ailesiyle ilgili yanlış düşünceler edinmemesinin en sağlıklı yolu onu evden uzaklaştırmaktır. Eğer ailenin gücü yetiyorsa, çocuğa başka bir ev açılabilir ama durumu olmayanların çocuklarının hikayesi muhtemelen; Sıcakların da etkisiyle fena halde azmış, bir grup çıplak adamın kucağında son bulacaktır... Bu konuda bir şey yapılmaması, yapılmasından belki daha hayırlı olacaktır çünkü aksi takdirde, tüm gün boyunca çıplak kadın ve erkek gören ancak sevişecek kimsesi olmayan kesim, sonunda isyan çıkaracak ve ailelerimize tacize başlayacaktır. O yüzden, geleceğimiz için yavrularımızı gözden çıkarmalıyız. Bu en doğru yol olacaktır. Çocuklarımız da büyüyüp kendi yuvalarını kurduklarında(hayatta kalmayı başarabilirse) doğru olanı yaptığımızı anlayacaklar ve bize anlayış göstereceklerdir. O zamana kadar muhtemelen sizden nefret edip, tanımadıkları kişilere anne-baba diyeceklerdir, buna aldırmayın. Düzelecektir...&lt;br /&gt;Son olarak bir şeyin üzerinde dikkatinizi cezbetmek isterim; Dilediğiniz kadar kıç ve bir çok mahrem bölgeye bakabilme hakkı. Afrikalılar bunu yüzyıllardır yapıyor, üstelik tüm bit yıl boyunca! Belki bir gün biz de, tüm seneyi çıplak geçirebilir ve birbirimize daha çok bakabiliriz. Teknolojinin buna imkan tanıyacağız günleri merakla bekliyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #cccccc;"&gt;Not: Eşcinseller şeyi mi yalamasa da olur. Yalnızca dalga geçiyordum...&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1892478868713862251-5200888829566532439?l=mupheminsani.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mupheminsani.blogspot.com/feeds/5200888829566532439/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mupheminsani.blogspot.com/2010/07/cplak-bir-hayat.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1892478868713862251/posts/default/5200888829566532439'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1892478868713862251/posts/default/5200888829566532439'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mupheminsani.blogspot.com/2010/07/cplak-bir-hayat.html' title='Çıplak Ayaklar'/><author><name>Bastonlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05108162834584935822</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bdNqWonljwU/TEccABZOBZI/AAAAAAAAAAo/CgzLBgkJGzE/S220/bastonlu.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_bdNqWonljwU/TEi28rRVKbI/AAAAAAAAABY/DBqMHae9yyY/s72-c/W020040524414062130690.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1892478868713862251.post-4933634395787706792</id><published>2010-07-21T18:06:00.004+03:00</published><updated>2010-07-31T04:29:30.978+03:00</updated><title type='text'>Yaşlı İnsanlardan Nefret Ediyorum</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_bdNqWonljwU/TEdnYL7EziI/AAAAAAAAABQ/bxCLwbIKYTk/s1600/disgusting-old-people.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img alt="" border="0" height="132" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5496475535444069922" src="http://2.bp.blogspot.com/_bdNqWonljwU/TEdnYL7EziI/AAAAAAAAABQ/bxCLwbIKYTk/s200/disgusting-old-people.jpg" style="float: right; height: 132px; margin-bottom: 10px; margin-left: 10px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; width: 200px;" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle bir şeyi açıklığa kavuşturalım. Aramızda kaç kişi, yaşlılara gerçekten değer veriyor ve onları görmezden gelmiyor? Size sürekli harçlık veren ve dizlerine oturmanızı isteyen dedeleriniz ya da ninelerinizden bahsetmiyorum. Ben bir çok kez onları görmezden geldim. Ve bunu tamamen refleks olarak algılıyorum, istem dışı yaptığım bir şey ama hiç bir zaman bu yaptığımdan utanmadım. Hem onlar da kokuyorlar! Ne yapabilirim! Kokarken bir yandan da ağzından salyalar akması hiç de hoş bir görüntü değil. Üstelik ağzında yalnızca iki diş kalmışken beni öpmeye kalkman gerçekten de çok seviyesiz bir hareket. Kendinden utanmalısın. Çocuklarına daha fazla utanç kaynağı olmadan, hayatına son vermelisin seni pis, kokuşmuş, altına bez bağlayan, bitli ihtiyar! Biliyor musunuz? Bir gün bu hale geleceğimizi bile bile buna izin vermemeliyiz. Ellimizden sonra kendimizi öldürmüş olmamız oldukça yerinde bir davranış olur. Onurlu insanlar kimseye yük olmak istemezler değil mi? Sizleri aydın, çağdaş ve 21. yy insanları olarak görüyor ve bu konuya hassasiyetinizle yaklaşmanızı arzu ediyorum.&lt;br /&gt;Yaşlı insanların ne kadar tuhaf yaratıklar olduklarından söz etmeme gerek var mı? Gün geçtikçe yalnız ve etraflarına zarar verecek potansiyel suçlular haline geldiklerine dikkatinizi çekmek isterim. Bunu yaşanmış olay ile örnekleyelim: Ne zaman canım sıkılsa biraz yalnız kalmak için boğaza iner ve bir banka oturur saatlerce boğazı izlerim. Ya da izlemek isterim demem gerekirdi sanırım çünkü ne zaman bunu denemeye çalışsam bir yaşlı hemen yanıma oturur ve bana kendi boklarından bahseder durur. 'Git başımdan lanet yaşlı! Bokların umurumda değil!' demek istesem de, bunu beden dili ile gayet iyi yaptığımı düşünüyorum. Beyoğlu'nda ki anketörleri(özellikle seksi olanları) nasıl başımdan savabildiğim de, buna iyi bir örnektir... Eğer yaşlı, istenmediğini anlarsa biraz daha yanımda oturur. Çünkü yaşlıdır ve güçsüz ayakları onu uzun süre ayakta tutamıyordur. Böylece kuru götünu biraz daha yanımda tutar ve defolur. Peki eğer; "yaşlıya ilgi gösterirseniz ne mi olur?" Size ne olacağını söyleyeyim: Sempatik tavırlar sergileyip size kendini dinletebilmeyi başaran yaşlı, kendisinin bile net hatırlayamadığı yerlerde çekilmiş bir takım fotoğrafları çıkarıp, bir bokmuş gibi size yedirmeye çalışır. Bunun arkasında, yalnızlığın vermiş olduğu şizofreni ya da sübyancılık yatıyor olabilir. Her ikisi de sakıncalıdır. Bir yaşlının size uzattığı şekeri asla yalamamanız gerekir. Yaşlılardan asla bir şey almayın. Yaşlılardan asla "para ile" bir şey almayın. Polis ile başınız belaya girebilir...&lt;br /&gt;Yaşlı sizi saçmalıklarıyla taciz edip gitmeden önce, eğer sizden yüz bulamadıysa ne kadar yaşlı ve aciz olduğuna dair sözler edip oradan eli boş uzaklaşacaktır. Eğer sizden iş çıkacağını düşündüyse, size telefon numarasını verecek ve hatta daha ileri gidip telefon numaranızı isteyecektir. Vermeyin! Yaşlı sizi rahatsız edebilir. Yaşlı insanlarla her hangi bir şeyin takasını yapmayın. Kurnazdırlar ve sizi kazık atabilirler... Son olarak değinmek istediğim bir şey var ki, o da; Bir yaşlı haline geldiğinizde, sakın sizden yaşça küçük insanlarla arkadaşlık edebileceğinizi düşünmeyin. Her yaşın bir güzelliği vardır ve her türlü ilişkiyi yaşınız müsaitken deneyin. Esrar mı içeceksiniz, sağlınız buna izin verirken yapın. Ya da üçlü mü yapacaksınız, gücünüz yerindeyken bunu deneyin. Avrasya Maratonuna katılacaksınız bunu ellinizden sonraya bırakmayın. Yeterince açık izah edebildim mi? Yaşlanınca yalnız kalacağınızı düşünüyorsanız... Bu doğru. Bu nedenle, şimdiden yaşıtınız bir çok kimseyle güçlü arkadaşlıklar edinin. Böylece altmış beşinize geldiğinizde, tanımadınız bir veledin yanına oturup kendinizi acındırmanıza gerek kalmayacaktır...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1892478868713862251-4933634395787706792?l=mupheminsani.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mupheminsani.blogspot.com/feeds/4933634395787706792/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://mupheminsani.blogspot.com/2010/07/yasl-insanlardan-nefret-ediyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1892478868713862251/posts/default/4933634395787706792'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1892478868713862251/posts/default/4933634395787706792'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mupheminsani.blogspot.com/2010/07/yasl-insanlardan-nefret-ediyorum.html' title='Yaşlı İnsanlardan Nefret Ediyorum'/><author><name>Bastonlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05108162834584935822</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bdNqWonljwU/TEccABZOBZI/AAAAAAAAAAo/CgzLBgkJGzE/S220/bastonlu.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_bdNqWonljwU/TEdnYL7EziI/AAAAAAAAABQ/bxCLwbIKYTk/s72-c/disgusting-old-people.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
