Senesini hatırlamıyorum...Komşunun evindeyiz, ATV'de şöyle bir reklam dönüyor; 'Çocuklar! Dünyayı kasıp kavuran Pokémon fırtınası ATV'ye geliyor!' Tam televizyonun önündeyim, çökmüşüm yere "Hssktr" bakışı atıyorum. Biliyorum bu şey benim hayatımı tamamen değiştirecek. Neyse, gerisini biliyorsunuz... Bir çoğumuz(Dalga mı geçiyorum! Hepimiz ulan hepimiz) tvde pokémon yayınlandıktan sonra, onunla yatar kalkar oluvermişti. Tasosuydu kartıydı, bir garip fenomen olmuştu ülkemizde. Hatta sahip olamadığım pokémon kartı hala içimde bir uktedir. Biri bir gün gelip; "Al lan! Al sana o pokémon kartı. Bu muydu bu kadar ağladığın" dese, yemin ediyorum ona pek çok(?) muameleyi yaparım yani. Gözümde pek ulu bir şahsa dönüşür öyle diyeyim. Ya da takas da yapabiliriz, elimde çok güzel bir kart var, ona göre!(Bu arada, eğer arkadaşlarınızla Pokémon TCG oynamadıysanız, koca bir eğlenceyi kaçırdınız. Biliyorum, gücü yetmeyenler için lüks bir oyundu, aynı Gameboy oyunları gibi)Yan sokakta, vaktini pokémon kartları biriktirmek ile geçiren ve süperkulade bir koleksiyona sahip olan komşularım sayesinde pokémon oyunları ile tanıştım ve o esnada, elbette animeyi de takip ediyorum netten falan, kopmamışım. Millet; "Ash'e ne oldu lan? Usta oldu mu? Çarizort söz dinliyor mu artık?" diye hala merak ederken ben, Ash'in Charizard ile Articuno'ya karşı verdiği mücadeleyi izlemişim, hakkında inceleme yazıyorum ki, edindiğim yeni ortamda şeklim olsun, bölümü izleyemeyenler sayemde bölümün resimleri ile izlemiş kadar olsun, yazdıklarımla akıllarında canlandırabilsinler. Halbuki yarısı sıkmaca idi, Japonca idi bölüm. Nereden anlayayım o zaman, anime de izlemiyorum tek tük duyarak çevireyim... Neyse gel zaman git zaman, lise okuyorum artık, Ash Sinnoh'a(Ash'in katılacağı 4. Pokémon Ligi'nde, giriş için gerekli olan nişanların edinilebildiği bölgedir) gitmiş yepyeni pokémonlarla tanışmış inek, baktım olmuyor, kesmiyor... Bıraktım. Bırakmak o bırakmak ama! Anime izliyorum artık, LEVEL UP olmuşum! Aslında derinde bir yerde pokémona çok şey borçluyum, öyle hissediyorum sanırım, çünkü bugün olduğum yerde çok emeği vardır onun. Yani izlemiş olmamın. Pokémona insan muamelesi yapmak hayli korkutucu biliyorum... Sizler de biliyorsunuz ki pokémon, ülkemizde ve dünyada çeşitli sebeplerden dolayı yayından kaldırıldı. Bunda James'in memelerini avuçlamasının da payı var, Ash'in virüs olup çocukları komalık etmesinin de(!)... Bu iki bölümün dışında yasaklanan bir iki bölüm daha vardır ama onlar Amerikalıların kuruntularından başka bir şey değildir kanımca. Sadece "Electric Soldier Porygon" hakkında bir şey söylemek isterim: Bir televizyonculuk rezaletidir, sadece animasyonla sorumlu kişilere bok atmamak lazım, yapılan ihmal, sayısız çocuğu hastahanelik etmiştir...
Pokémon'un bir hastalık olduğunu, pek çokları gibi ben de kabul ediyorum. Bunu nasıl mı kanıtlarım? Kolay! İşte size tazecik bir örnek: Geçen günlerin birinde, benim gibi pokémon hastalığı geçirmiş bir sanal arkadaşım; "Hey hey! Bak ne diycem" dedi ve beni benden aldı bir anda. Pokémon bir kanalda Türkçe olarak yayınlanıyordu ve yayınlanan bölümler oldukça yeniydi! Şok geçirdim başta, kötü oldum. "Pikaçu~u!" diye çığlığı basıp kendini camdan atan, canını oracıkta veren çocuk geldi aklıma, 1 dakikalık saygı duruşuna geçtim. O da neydi öyle! Nasıl olurdu bu! Hangi kanaldı! Tüm soruların cevaplarını aldım ama kafamdaki soru işaretleri hala oldukları yerden bana bakıyorlardı. Yine de sorun değildi çünkü tüm heyecanımı, o açlığı bastıracak gelişme, arkadaşım tarafında açığa çıkmıştı: Yayınlanan bölümleri ripleyen bir insancık vardı ve o bölümleri biz de Türkçe izleyebilecektik. "Çüş" idik, "Oha" idik o an. Ve akabinde öyle de oldu. Kursu ektiğim bir çok sabah, oturdum bilgisayarın karşısına(aslında DVDye çekip, tvde de izlenebilir... bu aklıma gelmemişti. Seni gidi hınzır seni), yaptım kahvaltımı, hüplettim çayımdan ve efsane resmen geri döndü! Dublaj çok ucuzdu, kadife sesli "Narrator Amca" bile değişmişti, gündüzleri esrar çeken bir adam haline gelmişti resmen ya da benim gözümde öyle canlanmıştı işte. Ama yine de Türkçeydi bölümler, yaşasındı, yuppiydi... Peki nereye mi bağlayacağım bunu? Yirmi(22) yaşında adama, hala pokémon izlettirebilen fenomenin arkasındaki beyin, Tajiri Satoshi'ye tabii ki! Adam bir canavar. Yani projesine bu kadar inanıp sonra da hayalini gerçeğe dönüştüren bir deha, elbette
övgüyü hak ediyor. Her ne kadar İmam'ın hoşlanmadığı bir iş yapmış olsa da bence herif bir dahi ve henüz potansiyelini tam olarak kullanmıyor! Neden mi? Yüzlerce pokémonu uydurduktan sonra, oyunlar, filmler, diziler(anime vs.) ve bilumum gereksiz şeyler yaratıp sonra durmak bence sadece her hangi bir insanın yapacağı türden bir şeydir. Bence Satoshi, sen öyle değilsin! Sen yapabilirsin! Neyi mi? Elbette "Uluslararası Pokémon Tarikatı'nı", neyi olacak! Nasıl olacak izah edeyim kısaca: Abi(Tajiri Satoshi), geçecek cemaatin karşısına; "Ey sevgili inananlarım..." diyecek, sonra başlayacak her hafta bir pokémonun özelliklerini, yaşam şartlarını, zayıf noktalarını, nasıl evrim geçirdiğini ve sevdiği şeyleri vs. anlatmaya... Ne de güzel olmaz mı? Tapan olmaz mı sandın? Olur! Bal gibi de olur, hele bir çıksın o meydanlara, çıksın anlatsın o şukela, sevimli tipiyle... Giysin, boğazına kadar iliklesin gömleğini, alsın yanına Pikachu'yu, sabahları TRT Çocuk'da anlatsın pokémonun nelere kadir olduğunu, olmaz mı! Sen ne sandın Satoshi'yi! Dinli lider de olur, Amerikalara da kaçar. Yapamaz mı! Japonu küçümsemeyeceksin, küçümsemek her zaman kaybettirir arkadaş, bunu söylerim ben. Amerikan ne de güzel özetlemiş, gerçekleri göz önüne sermiş "Chinpokomon" ile... Bizler de her zaman tetikte olmalı, her zaman korkmalıyız Japondan... Baskıcı hükumetin direnmelerine rağmen hala bu gençlik Türkçe pokémon izleyebiliyorsa bu ülkede, o vakit Japonun gücünü göz ardı etmek ahmaklıktır...
Bu bilimsel hipotezimden sonra son olarak değinmek istediğim şey şudur ki; Pokémonun benim üzerimdeki etkisi, getirip götürdükleri henüz net değil. Yani dedim ya, pokémon sayesinde bugün tanıştığım bir çok insan ile tanıştım ve tanışmaya devam ediyorum. Peki sonu ne mi olacak? Hep beraber göreceğiz ancak pokémonun hayatlarımız üzerindeki etkisinin, bir sonraki nesil üzerinde de süreceği şimdiden belli oluyor. Çünkü Satoshi zengin biri ve henüz yeterince zengin olduğunu düşünmüyor sanırım. Gençlerin önünü açtığı sürece, benim açımdan bir sorun olmasa da, eğer beni nüfusuna geçirirse o zaman işler değişebilir! Ya da beni evcil hayvanı veyahut "pokémonu" olarak besleyebilir de, hiç fark yapmaz! Dilediği pokémonun kılığına girer o sesleri bir bir çıkarırım. PokéTopa girmek konusunda emin değilim ama pokétoptan bir kulübe de fena fikir değil hani, ilginç(!) bir deneyime benziyor... Sonuç olarak: Çocuklarınızı tutabiliyorsanız bu hastalıktan uzak tutun! Çünkü hayatlarını derinden etkileyebilecek bir metafordur ve takip etmek için yığınla para gerektirir ki ailenin ekonomisi için pek zararlıdır.



